MO YAN VE UWE TIMM - BİR ÇEŞİT KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT
MO YAN VE UWE TIMM
Mo Yan ve Uwe Tımm iki farklı dilin , iki farklı konumdan aynı konuları tema alan yazarlar ve bende bu iki değerli seçkinin arasındaki ortak bağı konu almak istedim kendi gözlemlerimle bunlardan ilki ; aslında edebiyata biraz daha yatkın olanlar Çin`li yazar Mo Yan`ı tanırlar Nobel ödüllü olan Kızıl Darı Tarlaları eseriyle. Diğer taraftan Alman yazar Uwe Tımm`ın Morenga adlı eseri var. Her iki kitap Can yayınlarınca basılmış olup dileyen her okurca kolayca ulaşılabilir.
İlk önce tabii ki şunu belitmekte yarar var eğer bir kitaptan, makaleden veya en basit bir içerikten beslenip belli bir çıkarım yapmak için ilk önce yazarın , o dönem içinde bulunduğu sosyo-ekonomik ve siyasi arka planını anlamak gerekiyor ve böylelikle bir şekilde makro analizler yaparak iki kültür arasında farklılaşan anlayış ve düşünce yapısını rahatlıkla görebiliriz. Peki Mo Yan ve Uwe Tımm`i birbirine bağlayan özel konu nedir dersek ? Cevabı ; Biri kendi ülkesinin Emperyalist odaklı işgal girişimlerini anlatırken diğeri ise kendi ülkesinin emperyalist işgalini anlatır.
Belirtmekte yarar var Mo Yan`ın ülkesi japon emperyalismine maruz kalmış olup birçok köylü Çin halkının o dönem yaşadıkları kıyımlar, işkenceler anlatılmakta ve buna karşın yerel halk efsaneleştirmeleriyle o dönem daha mistik bir havaya bürünüyor öz savunmalarıyla ve ayrıca gerilla savaşlarından örnekler vererek çarpıcı, sürekliyici bir anlatıma oluşturmuştur. Diğer taraftan Owe Timm ise, biraz daha farklı bir üslüp ve konumdan bize kitabı sunmuştur çünkü bu sefer okur olarak Sömürgeci Alman devleti gözüyle , afrika ülkerinden biri olan Nabibya da sömürülen yerli halkın durumunu daha iyi analiz edebiliyoruz yine bu kitapta gerilla savaşından bahsedilir fakat Çinlilerin verdiği savaştan daha zor şartlar altında mücadele vermektedirler nedeni ise Nabibya çölünde dümdüz ovalarda profesyonel birliklerle çarpışmak çok kanlı ve acımasız yaşanmıştır. Savaşın hakim kahramanı Jakob Morenga`dır Nabibya'da zaten tarih bize çoğu zaman sömürgeci devletlere ve onun işbirlikçi yerel temsilcilerine karşı savaşın kazanımları gerilla savaşlarıyla oldugunu göstermiştir. Örnek verirsek bunlardan ilki Afrika özelinden Yoweri Museveni eski bir gerilla olup şuan Uganda'nın devlet başkanı ve bir diğer örnek ise brezilyanın ilk kadın devlet baskanı Dilma Roussef ve son olarak Uruguay'da eski Devlet Başkanı Jose Mujica'nın eşi Lucia Topolansky`dir kendisi üstelik tek kişilik hücrede yıllarca cezaya çaptırılmış fakat inancını kaybetmeyip bugünlere kadar gelip başkan yardımcılığına kadar yükselmiştir.
Yan ve Uwe Tımm arasında ki ideoloji ayrımlarımları ve birkaç özel farklılık vardır . Mo Yan Kızıl Darı Tarlaları kitabında Japonlara karşı savaşın bir anlamda ailesinden kendisine kalmış tarihi anılarla ve notlarla kitabı oluşturmuştur. Bu durum , bir romanın oluşturulmasında daha iyi bir kaynak sağlaması açısından daha ziyade romanın daha çok duygu yüklü olmasını sağlamaktadır tabi diğer taraftan Uwe Tımm'in kitabıda Nabibya ülkesinde sömürgeci alman askeriyesinde görev yapan veterinerin günlüğünden baz alınarak yazılmıştır ama bu iki farklı anlatımda tabii ki Uwe Tımm nin bizlere yalnızca tarihsel gerçeklerin öğrenilmesinin yanında, kurgu yeteneğiyle de okuyucuyu baya etkilemeyi başarmıştır . Diğer taraftan Mo Yan ise kurgu ve tarihsel gerçekçiliği harmanlayarak daha iyi bir sonuç çıkaramayışını kendiside belirtir çünkü gençlik dönemlerinde Çin`de dünya edebiyatından çevirilerin çok az olmasından kaynaklı Gabrial Garcia Marquezì geç tanıdığını ve eğer biraz daha erken tanımış olsaymış eserleri bugün ki yayınlananlardan çok daha farklı olabileceğini belirtmiştir. Zaten nobel ödüllü eseri olan Kızıl darı tarlaları ilk basım tarihi 1987 olup Nobel ödülünü 2012 yılında almıştır. Mo Yan bir de çok stratejik bir çizgi izler aslında Çin ile Japonya şavaşını anlatımında nedeni ise kitabın belli bir ideolojik eksende dönemesini engellemek için ,o dönemde varolan komünist askeri birliklerle , ulusal kurtuluş ve daha çok milliyetçilik üzerinden varolan askeri birlikler arasında denge tutturmaya çalışmıştır fakat Çin `nin emperyalist paylaşım savaşına karşı galip gelmesini sağlayan Marksist düşünceyi benimseyen askeri birliklerdir ve bu yolla aslında biraz haksızlık ettiğini düşüyorum bu uğurda savaşıp feda olanlara karşı ve yine öyle ki zaten kitabında daha çok Mao'cu halkçı bir devrimin kazanımı olarak savaşı kazandıklarını yazmış olsaydı belki de Mo Yan a Nobel Ödülü vermiyebilirlerdi , bazen bazı yazarlar iyi bir edebiyat eseri ortaya koymaktan daha ziyade bazı popülist tutumlar sergileyebilirler daha çok tanınmak için.
Uwe Tımm`ın kitaplarından birini elimize aldığımızda ise zaten yazarın nasıl bir yol alaçağını ve az buçuk nasıl bir uslüp olaçağını anlayabiliriz, hali hazırda kendisi Marksist düşünceye sahiptir fakat beni etkileyen bir diğer özelliği anlatımında hiçbir şekilde o sıradan ve kolayça oluşabilicek şövenist bir tutumun hissedilmemesi tabi bana şuan şunu diyebilirsiniz ; Marksist düşünceye sahip bir insanın , şövenist olma olasılığı zaten yoktur. diye ama maalesef Türkiye gibi ülkelerde hem marksist hemde şövenist olabiliyorsunuz tabi bu konu türkiye de birçok defa tartışılmıştır , çünkü solculuk kisvesi altında çok sağlam vatanperver bile olabilirsiniz.
Kısacası U.Tımm Alman askerlerinin Herero halkına yapılmış olan tüm insanlık dışı muameleleri hiçbir ulusal çekingenlik duymadan gözler önüne sermektedir hali hazırda zaten Herero halkından az da olsa Almanyada yaşayıp , hükümetten kaatledilen kendi insanları için özür dilemeleri yönünde yıllarca davadan ,davaya koşan bir grup aktivist var fakat bu davalar ve araştırma komisyonları hep sonuçsuz kalmıştır. Aynı zamanda yazar kitabında Afrika'nın doğal zenginliklerinin, köle haline getirilmiş yerel halkın elinden çıkıp, alman zenginlerinin sofrasının nasıl süslediğini ve bu ticaretin arkasında ki meclis üyelerinin şirketleriylede yerel halkın üzerinde ki acımasız sindirme politikalarını hiç çekinmeden isimlerle birlikte tarihi kanıt niteliğinde önümüze sunar
Mo Yan ise karakterleri anlatırken keskin ayrımlar yaparak anlatır , yazarın belli hassiyetleri çok bariz merkezine koydugunu anlayabilir hatta yeri geldiginde sayfalarca karekterlerin üzerindeki anlatımları sürüp gitmektedir misal Japon askelerini anlatırken köylü halkın gözünden daha ziyade kendisince beslediği çok büyük bir hınç ve nefretle japon askerlerinin tavirini yaparak direk olarak olumsuz duygular hissettirmeyi amaçlamıştır tabiki doğal bir durum diyebiliriz kendi ülkesini işgal etmeye gelenler için ama okurken bu kadar keskin anlatımlar yerine daha sistematik ve bu nefreti içten içe okucuya işleyecek ustaca metaforlar kullanılması daha iyi olurdu diye düşünüyorum çünkü Owe Tımm tam olarak bunu yapar romanında
Ve arkadaşlar şunu da unutmamak gerekir sömürgeci emperyalist ülkeler girdikleri ülkelerde en büyük desteği yerel halktan almaktadır bazı köle pazarlarının kurulmasından ve hatta avrupa`ya köle satışların da dahi büyük rol oynamışlardır.
Böylece kendi izlenimlerimce iki kitap arasında ki bazı tutum farklılıklarını ve buna bağlı olarak okuyucuda uyandırması muhtemel birkaç birseyden bahsetmiş oldum , en büyük dileğim ise bu iki kitabı okumanız olucaktır, zaman ayırdığınız için teşekkürler =)
Yan ve Uwe Tımm arasında ki ideoloji ayrımlarımları ve birkaç özel farklılık vardır . Mo Yan Kızıl Darı Tarlaları kitabında Japonlara karşı savaşın bir anlamda ailesinden kendisine kalmış tarihi anılarla ve notlarla kitabı oluşturmuştur. Bu durum , bir romanın oluşturulmasında daha iyi bir kaynak sağlaması açısından daha ziyade romanın daha çok duygu yüklü olmasını sağlamaktadır tabi diğer taraftan Uwe Tımm'in kitabıda Nabibya ülkesinde sömürgeci alman askeriyesinde görev yapan veterinerin günlüğünden baz alınarak yazılmıştır ama bu iki farklı anlatımda tabii ki Uwe Tımm nin bizlere yalnızca tarihsel gerçeklerin öğrenilmesinin yanında, kurgu yeteneğiyle de okuyucuyu baya etkilemeyi başarmıştır . Diğer taraftan Mo Yan ise kurgu ve tarihsel gerçekçiliği harmanlayarak daha iyi bir sonuç çıkaramayışını kendiside belirtir çünkü gençlik dönemlerinde Çin`de dünya edebiyatından çevirilerin çok az olmasından kaynaklı Gabrial Garcia Marquezì geç tanıdığını ve eğer biraz daha erken tanımış olsaymış eserleri bugün ki yayınlananlardan çok daha farklı olabileceğini belirtmiştir. Zaten nobel ödüllü eseri olan Kızıl darı tarlaları ilk basım tarihi 1987 olup Nobel ödülünü 2012 yılında almıştır. Mo Yan bir de çok stratejik bir çizgi izler aslında Çin ile Japonya şavaşını anlatımında nedeni ise kitabın belli bir ideolojik eksende dönemesini engellemek için ,o dönemde varolan komünist askeri birliklerle , ulusal kurtuluş ve daha çok milliyetçilik üzerinden varolan askeri birlikler arasında denge tutturmaya çalışmıştır fakat Çin `nin emperyalist paylaşım savaşına karşı galip gelmesini sağlayan Marksist düşünceyi benimseyen askeri birliklerdir ve bu yolla aslında biraz haksızlık ettiğini düşüyorum bu uğurda savaşıp feda olanlara karşı ve yine öyle ki zaten kitabında daha çok Mao'cu halkçı bir devrimin kazanımı olarak savaşı kazandıklarını yazmış olsaydı belki de Mo Yan a Nobel Ödülü vermiyebilirlerdi , bazen bazı yazarlar iyi bir edebiyat eseri ortaya koymaktan daha ziyade bazı popülist tutumlar sergileyebilirler daha çok tanınmak için.
Uwe Tımm`ın kitaplarından birini elimize aldığımızda ise zaten yazarın nasıl bir yol alaçağını ve az buçuk nasıl bir uslüp olaçağını anlayabiliriz, hali hazırda kendisi Marksist düşünceye sahiptir fakat beni etkileyen bir diğer özelliği anlatımında hiçbir şekilde o sıradan ve kolayça oluşabilicek şövenist bir tutumun hissedilmemesi tabi bana şuan şunu diyebilirsiniz ; Marksist düşünceye sahip bir insanın , şövenist olma olasılığı zaten yoktur. diye ama maalesef Türkiye gibi ülkelerde hem marksist hemde şövenist olabiliyorsunuz tabi bu konu türkiye de birçok defa tartışılmıştır , çünkü solculuk kisvesi altında çok sağlam vatanperver bile olabilirsiniz.
Kısacası U.Tımm Alman askerlerinin Herero halkına yapılmış olan tüm insanlık dışı muameleleri hiçbir ulusal çekingenlik duymadan gözler önüne sermektedir hali hazırda zaten Herero halkından az da olsa Almanyada yaşayıp , hükümetten kaatledilen kendi insanları için özür dilemeleri yönünde yıllarca davadan ,davaya koşan bir grup aktivist var fakat bu davalar ve araştırma komisyonları hep sonuçsuz kalmıştır. Aynı zamanda yazar kitabında Afrika'nın doğal zenginliklerinin, köle haline getirilmiş yerel halkın elinden çıkıp, alman zenginlerinin sofrasının nasıl süslediğini ve bu ticaretin arkasında ki meclis üyelerinin şirketleriylede yerel halkın üzerinde ki acımasız sindirme politikalarını hiç çekinmeden isimlerle birlikte tarihi kanıt niteliğinde önümüze sunar
Mo Yan ise karakterleri anlatırken keskin ayrımlar yaparak anlatır , yazarın belli hassiyetleri çok bariz merkezine koydugunu anlayabilir hatta yeri geldiginde sayfalarca karekterlerin üzerindeki anlatımları sürüp gitmektedir misal Japon askelerini anlatırken köylü halkın gözünden daha ziyade kendisince beslediği çok büyük bir hınç ve nefretle japon askerlerinin tavirini yaparak direk olarak olumsuz duygular hissettirmeyi amaçlamıştır tabiki doğal bir durum diyebiliriz kendi ülkesini işgal etmeye gelenler için ama okurken bu kadar keskin anlatımlar yerine daha sistematik ve bu nefreti içten içe okucuya işleyecek ustaca metaforlar kullanılması daha iyi olurdu diye düşünüyorum çünkü Owe Tımm tam olarak bunu yapar romanında
Ve arkadaşlar şunu da unutmamak gerekir sömürgeci emperyalist ülkeler girdikleri ülkelerde en büyük desteği yerel halktan almaktadır bazı köle pazarlarının kurulmasından ve hatta avrupa`ya köle satışların da dahi büyük rol oynamışlardır.
Böylece kendi izlenimlerimce iki kitap arasında ki bazı tutum farklılıklarını ve buna bağlı olarak okuyucuda uyandırması muhtemel birkaç birseyden bahsetmiş oldum , en büyük dileğim ise bu iki kitabı okumanız olucaktır, zaman ayırdığınız için teşekkürler =)


Yorumlar
Yorum Gönder